replika saat ve varlık bilgileri89

 replika saat


replika saat ve varlık bilgileri89 evet sizlere en güzel bilgileri yazan replika saat diyorki ya da kendim için “tasavvur etmiyorum”; böylesj^ zi yeniden, ilke olarak oyundışı bırakılmış olan “bilmek”e gönderirdi rica bizzat gerçekleştirebileceğim her türlü somut özgürlük sınaınaj, gürlüğümün sınanmasıdır, bilincin her türlü somut yakalanışı beniml)| bilincidir, bilinç nosyonunun kendisi bile mümkün bilinçlerime gön(jj, başka bir şey yapmaz; nitekim, Giriş bölümümüzde, özgürlüğün ve roluşunun onların öslenni öncelediğini ve koşullandırdığını gösiernıijiı^ sonucu olarak, bu özler, benim bilincimin ya da benim özgûrlûğûnuip. somut örneklenmelerinin parçası olarak düşünülebilirler. Üçüncü o'nıd lük ve başkasının bilinci, tasavvurlanmı birleştirmeye yarayan kaiegcd maz. Elbette, Husserl’in gösterdiği gibi, “benim” dünyamın ontolojikı^ aynı zamanda başkası için dünya olmasını da talep eder. Ama bu, nim dünyamın nesnelerine tikel bir nesnellik türü kazandırması ölçs; ledir, çünkü başkası esasen nesne kimliğiyle bu dünyanın içindediı. okumakta olan Pierre’in kitabın ona dönük yüzüne tikel bir nesnel diği doğruysa da bunu ilke olarak benim de görebildiğim yüzüne de de bu yüz, daha önce gördüğümüz gibi, tam da okunmakta oldu^ıi^ den kurtulur), kitabın bu yüzü, benim içinde olduğum ve dolayısif'ıi ötesinde ve sihirli bir bağ aracılığıyla nesne-Picrre’e bağlanan dûn® koşullar altında, başkası kavramı gerçekten de boş form olarak benimki olan dünya için nesnellik güçlendirmesi olarak durmadan^ lir. Ama başkasının bakan-bakışı içindeki mevcudiyeti dünyayı katkıda bulunamaz, tersine onun dünyalığını bozar, çünkü tam menden kurtulmasına yol açar. Dünyanın benden kurtulması re nesne-başkasına doğru kurtulma olduğunda, nesnelıği güçlcnJ'
iıiula yok edemem de. Nitekim EJtoxd [epokhe], transandantal bilinci mutlak ^(•r(,fklı|»ı içinde keşfetmek üzere dünyayı paranteze almayı hedefler. Bu işlemin yrfiddc mümkün olup olmadığını söylemek, burada bizim işimiz değil. Ama bi-ailgilendiren durumda, bu işlem başhcısını oyundışı bırakamaz, çünkü bakan-biikıj olarak başkası tam da dünyaya ait değildir. Başkasının önünde kendimden Ulanıyorum, diyorduk. Fenomenolojik indirgemenin etkisi, bizatihi utancı mutlak o:nclil>i içinde daha iyi ortaya çıkarmak için, utancın nesnesini oyundışı bırakmak olmalıdır. Ama utancın nesnesi başkası değildir; benim edimim ya da dünya içindeki konumlanışımdır utancın nesneleri. Yalnızca bunlar gerektiğinde‘indirgenmiş" olabilirler. Başkası, benim utancımın nesnel bir koşulu bile de-(iıldır Ama yine de bu utancın bizatıhi-varlığı gibidir. Utanç, bir bilincin bir nesneyi açığa çıkardığı tarzda değil de, bilincin bir uğrağının kendi moüvasyo-»1 olarak yanal bir biçimde bir başka uğrağı içerdiği tarzda başkasının açığa çık-Ivsıdır. Cogilo aracılığıyla salt bilince erişmiş olsaydık ve bu salt bilinç utanç ^ak) bilincinden başka bir şey olmasaydı bile, başkasının bilinci kavranamaz Ijvcudiyet olarak yine de bu salt bilince musallat olacaktı ve bu yoldan her tür-feındırgemeden kurtulacaktı. Bu, başkasını öncelikle dünyada değil bilincin ya-imdâ aramak gerektiğini, onu bilinçte ve bilinç aracılığıyla kendini ne ise o ol-kıtan bir bilinç olarak aramak gerektiğini bize yeterince gösterir. Cogito tarafın-İB kavranan bilincim nasıl ki yadsınamaz bir biçimde kendi-kendisine ve ken-fvaroluşuna tanıklık ediyorsa, bazı tikel bilinçler, örneğin “uıanç-bilinci” de idsmamaz bir biçimde cogito’ya ve kendi-kendisine ve başkasının varoluşuna Biklık eder,
Ama şöyle denilebilir; kendim-için-nesneliğimin anlamı sadece başkasının îkışuicgıl midir? Bu yoldan yeniden tekbenciliğin içine düşeriz; tasavvurlan-® somut sistemiyle nesne olarak bütünleştiğimde, bu nesneleşmenin anlamı o dışımda tasavvur edilmiş ve başkası olarak tözleştirilmiş olur.
mak ve ne değilse o olmak kıpınde>nm Bunun tersin-,- k ' kendinde olarak vasıflandırır. Çunku sonra, eğer k-.nd,:r. .y- . . da olsaydım, onu daha olacak olmak kipinde kotu .'.tra.r. mi kötü olarak kavramam ve istemem gerekirdi .nnu b„ i.ı s.; dimi, bizzat bana İyiliğimin tersi gibi görünen şevi \c utrı d.-benim iyiliğimin tersi olduğu için öyle görünen şevi isu\cno..ırir.-b' fundayım. Dolayısıyla istediğim şeyin lam tersini özellikle a\Timi*|
nasebei içinde istemem, yanı tam da ben-kı iıdım ol.ırakhenın':-k*.
ret etmem gerekir. Ve bu kötülük ozünu kcndı-içinın alanında tasa**
leştırmek için, kendimi kotu olarak kabullenmem gerekir, yanıbk
açan aynı bir edimle kendimi onaylamam gerekir Ben ben oldufJ'j kötülük nosyonunun, kaynağım hiçbir şekilde benden alamayaujf rulüyor Ve istediğim kadar ekstazı ya da beni bcnım-ıçın oluşıurt ^
mışsem kötülüğü kendime aı/ctmey. de hattâ onu kendim için tasarlamayı da asla başaramam. Çünkü ben bemm-kendımden kopanhşımım. benim kendi hıçlı-gımim; her türlü nesneligin ortadan kalkması için ben ve ben arasında kendi kendimin dolayımcısı olmam yeterlidir. Beni nesne-benden ayıran bu hiçliği olmalı zorunda değilim; çünkü kendisi olduğum nesneye mevcut olmam gerekir. Böylece benim kendi gücüm olmayan ve ne öyle gösterebileceğim ne de kurabileceğim nesneleştiren bir gücün dolayımı olmaksızın kendime hiçbir nitelik ka-zandıramam. Şüphe yok ki şöyle denir; bana kim olduğumu başkasının öğrettiği hanidir söylendi. Ama bu tezi savunan aynı kişiler, beri yandan da başkası kammmı kendime ait güçlerim üzerindeki düşünümle ve yansıtma ya da ömek-seme yoluyla benim-kendimden devşirdiğimi olumluyorlardı. Dolayısıyla içinden çıkamadıkları bir kısır döngü içinde kalıyorlardı. Aslında, başkası benim nesneligimin anlamı olamaz, o bu nesneligin somut ve aşkın koşuludur. Çünkü, gerçekten de, bu “kötü”, “kıskanç”, “sempatik ya da antipatik”, vs. türü nitelikler nafile düşler değildir; bunları başkasını nitelemek üzere kullandığımda, ona kendi varhgnçinde ulaşmak istediğimi açıkça görürüm. Bununla birlikte bunla-n benim kendi gerçekliklerim olarak yaşayamam; bu nitelikler başkası tarafın-: dan bana venldiklerinde, benim-kendim için olduğum şeyi göstermekten asla ^ gen durmazlar; başkası karakterime ilişkin bir betimleme yaptığında kendimi “unıvamam”, ama yine de bunun “ben olduğumu” bilirim. Bana gösterilen bu • yabancıyı, bir yabancı olmaktan çıkmaksızın hemen kabullenirim. Çünkü bu ya-! bancı benim öznel tasvirlerimin sıradan birleştirilmesi olmadığı gibi, “leh bin leh' İBen benim] anlamında olduğum bir “Ben” de değildir, başkasının benim hakkımda edindiği ve sommIulugunu tek başına taşıyacağı nafile bir imge de değildir: daha olacak olduğum benle kıyaslanamayan bu ben yine benim, ama bu yabancı yeni bir ortam tarafından başkalaştırılır ve bu ortama uyarlanır; bir var-hkur. benim varhğımdır ama tümüyle yeni varlık boyutları ve kiplikleri taşır; aşılamaz bir hiçlik tarafından benden ayrılmış bendir, çünkü ben bu benim, ama kni benden ayıran bu hiçlik değilim. O, nihai ve tüm ekstazlanma aşkın bir feiaz aracılığıyla olduğum olmam gereken bendir, çünkü daha olacak olduğum (yekstaz değildir. Benim başkası-için varlığım, mutlak boşluk içinde nesnelli-fdogru bir düşüştür. Ve bu yabancılaşma olduğundan, kendimi benimkim için nesne gibi olduramam, çünkü hiçbir durumda kendi kendime ya-küaşamam.
:.) /.ucu bankası beni bemm-k<TKİ)m u, u\nu bai;ka luılü soyleyexck olursak, b«-ı
bıly.ıleı iyiı\ ılüzenleyicı ya da olu^turuc u kavıam kullanmaz. Dolay,5,' mu uu'N’eıuliyeii nesne-l>eni “görünüre (,ıkatrnaz": bi'uclen ...’e b.ı^k.ı bir ^ey kavrayamam. Dil, bavkasmın beni kolu ya ela kıskanç eiugim bana açakladığında hile, kötülüğüm ya da kıskançlığım hakk^^ mm bir görüye sahip olamam. Bunlar, doğ,alan bile benden kuriulma^ eu no.syonlardan ibarel kalırlar; köiülugumu kavrayamam, ama şu ya M'silesiyle kendi-kendimden kurtulur, köiülugunü yalnızca ve içeriksui.' de düşiünebıleceğim ama yine de olduğumu hissedeceğim bit varlığa um manç ya da korkuyla yaşayacağım yabancılaşmamı ve akışımıhıss
Böylece nesne-benim, bilgi ya da bilgi birliği değil, tedirginlik,kend;-: laiık birliğinden yaşanmış bir kopuş, erişemeyeceğim ve yine deolduğc-\'e başkası, yani bu beni bana getiren kişi de, bilgi ya da kategori özgtırlüğe mevcudiyet olgusudur. Aslında benden kopuşum ve başk^ç-lüğünûn belirişi bir ve aynıdır, bunlan ancak birlikte hissedebilir ve hattâ biri olmadan ötekini tasarlamaya bile kalkışamam. Başkası olğd?; mazdır ve beni yüreğimden vurur. Onu tedirginlikle düşünürüm; onız5 la. hu dünya olan ve yine de ancak sezinleyebildiğim bir dünyada?/:;. tchlikcdc'yurı-, ve başkası bana, sonradan benimle karşılaşmak içinâc:;; İ tilan bir varlık gibi değil, benimle kökensel bir varlık münasebeti içi; bir \-arhk gibi görünür ve bu varlığın olumsuzlanmazlığı ve olgusolır/a nim kendi bilincimin olumsuzlanmazlığı ve olgusal zorunluluğudur.replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder