gano excel kahve kullananlar ve mahşer bilgileri23

 bolu satılık daire


gano excel kahve kullananlar ve mahşer bilgileri23 sizlere en güzl yazıları yazan gano excel kahve kullananlar diyorki Gazın anlık tıslamasını duydu ve ardından lamba yanarai^. aydınlattı. Solgun ve sarsılmış görünüyordu.
“Sana bir şey söylemem gerek.”“Hayır, gerek yok. Yatağa gel yeter.“Söylemeliyim. Ben...” Elini alnına götürdü ve sonra saç^ yazladı.
“Larry?” Doğrulup oturdu. “İyi misin?”Larry, onu duymamış gibi konuştu. Konuşurken ona bakniıyo^j “Seni seviyorum. Beni istiyorsan şeninim. Ama daha fazlası değilim,{| bir zaman karşına çıkabilecek en iyi adam olmayacağım Lucy.” “Şansımı deneyeceğim. Yatağa gel.”
Larry söyleneni yaptı ve seviştiler. Bittikten sonra Lucy, ona ot sevdiğini, Tanrı’nm da şahit olduğunu söyledi. Larry’nin duymak istediğ duymaya ihtiyaç duyduğu da sanki buydu ama Lucy, onun uzun bir i boyunca uyuyamadığmı hissetti. Gece bir ara uyanmış (veya rüyasM uyandığını görmüş) ve Larry’nin başını kulak kesilmiş gibi hafifçeyaı eğerek, ışık ve gölgelerin sert bir maske oluşturduğu yüzünü pencereds dışarı çevirmiş halde ayakta durduğunu görmüştü. Ama ertesi sabahgi ışığında rüya gördüğünden emin oldu. Larry yine her zamanki gibiydi.
Bundan sadece üç gün sonra Ralph Brentner’dan Nadine’in Hare Lauder’ın yanına taşındığını öğrendiler. Bu haber üzerine Larry’nin y hatları sertleşti. Ama sadece bir anlıktı. Lucy kendinden pek hoşnut olif sa da Ralph’in haberinin içini rahatlattığını inkâr edemezdi. Göriinii takılırsa artık konu kapanmıştı.
Larry’yle görüştükten kısa bir süre sonra eve gitti. Oturma odası irdi ve lambayı yaktı. Havaya kaldırarak evin arka tarafına yöneldi ocuğun odasının kapısında bir an durup içeri baktı. Larry’nin doğru sİ yip söylemediğini kontrol etmek istiyordu. Doğruydu.
Leo sadece şortuyla dağınık örtülerin arasında yatıyordu. BacaM
ılak dolaştığı için bronzlaşan teni açılmaya yüz tutmuştu. Ama değişim adan fazlasıydı, diye düşündü. Çocuğun yüzünde bir şey değişmişti, jyor olmasına rağmen görebiliyordu. O dilsiz, ihtiyaç yüklü vahşilik : olmuştu. Artık Joe değildi. Bu sadece yoğun bir günün ardından uy-/a dalmış sıradan bir çocuktu.
Uykusundan aniden uyanıp onu yanında göremediği geceyi hatır-1. Kuzey Bervvick, Maine’deydiler, artık çok gerilerde kalmıştı. Çocuğu ry’nin verandasında uyumakta olduğu eve kadar takip etmişti. Çocuk ide kocaman bir bıçakla ona bakıyor, her an canını alabilecekmiş gibi ünüyordu. Nadine, ona engel olup oradan uzaklaştırmıştı.
Nefret aniden içinde belirip çakmaktaşıyla çelik birbirine sürtü-ırmuş gibi kıvılcımlar saçarak parladı. Elindeki Coleman lamba titre-;k gölgelerin çılgınca dans etmesine sebep oldu. Keşke bıraksaydı da irseydi! Joe’yu içeri bizzat sokup karnını deşmesine ve onu gebertme-; fırsat vermeliydi. Ona...
Çocuk yatakta döndü ve uyanmak üzereymiş gibi inledi. Ellerini kal-rak rüyasındaki kara şekli kovmak istercesine havayı yardı. Nabzını ıklarında hisseden Nadine oradan uzaklaştı. Çocukta hâlâ tuhaf bir er vardı ve uykusunda Nadine’in düşüncelerini okumuş gibi tepki ermiş olması hiç hoşuna gitmemişti.
Artık yapmalıydı. Acele etmeliydi.
Kendi odasına geçti. Odada sadece tek kişilik bir yatak -kız kurusu ğı- ve bir halı vardı. Duvarlarda bir resim bile yoktu. Tamamen iksiz bir odaydı. Gardırobun kapağını açarak giysilerinin arkasında n şeyleri çıkarmaya başladı. Dizlerinin üzerindeydi ve terliyordu, inde oyun oynamakta olan neşeli insanların resminin bulunduğu li bir kutuyu çekip çıkardı. En azından üç bin yıllık bir oyundu bu. Cadı tahtasını kasaba merkezindeki ilginç mallar satan bir dükkânda uş, ama çocuk olduğu için evde kullanmaya cesaret edememişti... şu lek. Bir şey onu dükkâna çekmiş ve neşeli parti kutusu içindeki cadı sini görünce korkunç bir ikilemin pençesinde kalmıştı... nefret ve uriyet. O sırada da şimdi olduğu gibi terliyor, aynı anda iki ayrı şey ak istiyordu: arkasına bakmadan dükkândan kaçmak ve o korkunç 'u kaptığı gibi eve getirmek. Bu İkincisi onu çok korkutuyordu, çünkü isteğiymiş gibi gelmiyordu.
Sonunda kutuyu aljp getırıruşn.
Bu olay dört gün önce olmuştu. Mecburiyet hissi her gg^, yoğunlaşmış ve bu gece anlayamadiğı korkularla aklını yan de gri mavi elbisesini giyerek, içinde çırılçıplak bir halde T gitmişti. Korkulan sonsuza dek yok edebilmek için gitmişti, toplantıdan dönmelerini beklerken nihayet doğru kararı verdiğind^jı'' olmuştu. Peşinde o delikanlıyla çiylerle kaplı çimler üzerinde ceden beri hissetmediği o baş döndürücü sarhoşluğu, şaşkınlıkla sersemliği tekrar hissetmeye başlamıştı. Ama bu kez delikanlı onu layacaktı. Nadine yakalamasına izin verecekti. Her şey son bulacakt
Ama Larry yakaladığında onu istemedi.
Nadine kutuyu göğsüne bastırarak ayağa kalktı ve lambayı sönd Larry, onu yıkıp geçmişti. Ve öfkeli bir kadın şeytanla ya da uşak! işbirliği yapmakta bir sakınca görmezdi.
Sadece holdeki büyük el fenerini almak için duraksadı. Çocuk arka tarafındaki yatak odasında uykusunda bağırarak Nadine'in o yerde bir an donakalmasına ve ürpermesine sebep oldu.
Evden çıktı.
Geçen gün Harold Lauder’ın evine giderken kullandığı ' kaldırımda duruyordu. Oraya neden gitmişti? Boulder’a geldikten Harold'la toplam beş dakika bile konuşmamıştı. Ama kafası cadı t yüzünden karışıkken ve artık kimse görmezken onun rüyalarının d etmesinin verdiği korkuyla Harold Lauder ile konuşma gereği hisset Bu ani isteğin de onu ürküttüğünü hatırladı anahtarı sokup çevir Cadı tahtasını almak için duyduğu ani ihtiyaç gibiydi (Dostlı §a§ırfin! Toplantılarınızı renklendirin! yazıyordu kutunun üzerinde) kaynağı kendisi değil, dışarıdan bir varlıktı. Belki Kara Ad düşünceleriydi. Bu ani dürtüye teslim olup evine gittiğinde Harold’ı da olmadığını görmüştü. Kapı kilitli, perdeler çekiliydi. Boul kapısının kilitli olduğunu gördüğü yegâne evdi. Bu hoşuna giımiş,l evde olmadığı için düş kırıklığı yaşamıştı. Evde olsa onu içeri alıp arkalarından kilitleyebil irdi. Oturma odasına gidip konuşabilirle! sevişebilirler veya birbirlerine akla hayale gelmeyecek şeyler yapab di ve kimsenin ruhu duymazdı.
Harold’ın evi diğerlerinden uzaktaydı.
“Neler oluyor bana?” diye fısıldadı karanlığa, ama karanlıktan bir nıt alamadı. Vespa’yı çalıştırdı ve motorunun gürültüsü geceyi kirletmiş 5İ oldu. Vitese takıp oradan uzaklaştı. Batıya doğru.
Serin hava yüzüne çarpınca kendini nihayet birazcık iyi hissetti, •ümcek ağlarını uçur, gece rüzgârı. Biliyorsun, değil mi? Bütün seçe-klerin elinden alınırsa ne yaparsın? Geride ne kalırsa onu yaparsın. Karinde hangi karanlık macera varsa ona atılırsın. Larry’yi o kelime hazi-si tek heceli sözcüklerden oluşan, kafa yapısı sinema dergileriyle para-, dar pantolonla kadınla ne hali varsa görmeye bırakırsın. Onları ardın-bırakıp onlardan öteye geçersin. Ne gerekiyorsa onu riske atarsın.
Çoğunlukla da kendini.
Yol, Vespa’nın farının ışığıyla aydınlanıp beliriyordu. Biraz yokuş ınca ikinci vitese geçti. Baseline Yolu’ndaydı, kara dağa doğru tırma-yordu. Toplantılarını yapadursunlar, diye düşündü. Elektriği geri getir-;ye uğraşıyorlardı; onun âşığı ise dünyayla ilgiliydi.
Vespa, motoru zorlanmasına rağmen ilerlemeye gano excel kahve kullananlar devam etti. Dehşet ren, aynı zamanda seksi bir korku içini sararken motosikletin sarsıntısı ağıda malum yerlerine iç gıcıklayıcı bir sıcaklık yaymaya başladı (amma ' azgınsın Nadine, diye düşündü neşeyle, seni yaramaz, yaramaz, YARA-AZ kız). Sağ tarafında dik bir uçurum vardı. Ötesinde ise sadece ölüm, ki yukarıda? Eh, yakında görecekti. Artık dönmek için çok geçti ve bu şünce kendini paradoksal ve muhteşem bir şekilde özgür hissetmesine bep oluyordu.
Bir saat sonra Sunrise Amfiteatrına varmıştı, ama Sunrise hâlâ üç dört itlik mesafedeydi. Amfiteatr, Flaggstaff Dağı’nın zirvesine yakındı ve Öz-r Bölge’deki neredeyse herkes, tepedeki kamp alanında bulunmuştu. Bu-suz, açık bir günde -Boulder’da genelde böyleydi zaten, en azından yaz îvsiminde- Boulder ve güneyde Denver’a, üç yüz kilometre ötedeki New exico’ya doğru uzanan 1-25 görülebilirdi. Doğuda, Nebraska’ya doğru uza-n düzlükler, daha yakında ise çam ve ladin kaplı yamaçları bıçak gibi yatı Boulder Kanyonu vardı. Artık uzak geçmişte kalan eski yaz günlerinde ınörcüler Sunrise Amfiteatrı üzerinde kuşlar gibi süzülürdü.gano excel kahve kullananlar sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder